Av.M.Gökhan Ahi
Bundan belki 25 yıl önce avukatların mesleğini icra etmesi ne kadar zordu kimbilir. Düşünsenize, şimdiki gibi bilgisayarlar, cep telefonları, fotokopi makineleri, fakslar, web siteleri ve elektronik postalar yoktu. O zamanların en modern aletleri, daktilo, Facit marka hesap makinesi ve herkeste olmayan ve lüks sayılan teleks makinesiydi.
Bazı üstadlara merakımı yenemeyip sormuştum. Bir dava dosyasının fotokopisi olmadan nasıl çalışıyordunuz diye.. Verdikleri cevap, benim ve benim gibi teknoloji kuşağından gelen genç avukatlara oldukça şaşırtıcı gelmiştir. Dava dosyası mahkeme kaleminde çalışılır ve notlar alınırmış. Bu notlara göre hazırlanan dava dilekçeleri, arasına karbon kağıdı konan daktiloların tıkırtıları arasında yazılırmış. Hatta, üç kopya yapılacak bir dava dilekçesinin alttaki nüshalarda tam okunabilmesi için ince peluş kağıtlar kullanılırmış. Tabi, aynı durum mahkemeler için de geçerli, katipler de aynı ince peluş ve karbon kağıtlarıyla karar ve tutanaklarını yazarmış. Hoş, şimdi de halen aynı yöntemi kullanan üstadlarımız ve mahkemelerimiz var. Belki alışkanlıktan, belki teknolojiye uzak durmaktan, belki de imkansızlıktan..
O zamanlar, vekaletnameleri dosyaya ibraz etmek de biraz uğraş gerektirirmiş. Çünkü vekaletnamenin tüm metni tekrar yazılarak, altına “aslı gibidir” onayı atılırmış. Bazı üstadlar buna pratik bir çözüm bile bulmuşlar: Matbaadan bastırılan matbu vekaletnamenin boşlukları doldurularak vekalet sureti çıkarırlarmış.Biraz daha yakın bir zamana, mesela 10 yıl öncesine gelelim. Mevzuat takip etmek de diğer bir maharet gerektiren iş. Külliyat denilen kanun ciltlerine her yıl Ocak ayında yenilenen fasiküller özenle takılır, ciltler güncel tutulmaya çalışılırmış. O zamanlar, şimdiki gibi sık sık kanunlar değişiyor muydu acaba? Halen bu fasiküller çıkıyor mu bilmiyorum ama, ben 2000 yılında stajyerken fasikülleri ciltlere takmaya çalıştığımı hatırlıyorum. Yargıtay kararları ise, dergilerden takip ediliyor. Geçmiş ciltlerden içtihat taramak tamamen emek ve vakit gerektiren bir iş.Mahkemelerin bir sabıka kaydı veya nüfus kaydı için bazen üç, bazen dört ay beklemeleri olağan karşılanıyormuş. Şimdi ise, bu kayıtlar birkaç dakikada çıkarılabiliyor. Durup düşününce, şimdiki genç kuşağın mesleğini icra etmesi ne kadar kolay gözüküyor. Dizüstü bilgisayarlar, taşınabilir bellekler, akıllı cep telefonları, istenirse ıslak imza ile eş değer güvenirlikte elektronik postalar, görüntülü mesajlaşmalar, hatta gerektiğinde tele konferanslar.. Sanki hepsi mesleğimizin en iyi şekilde yapılabilmesi için tasarlanmış.

Örnek karar aramak veya en güncel mevzuatı taramak sadece parmaklarımızın ucunda olduğu gibi, istersek takiplerimizi ve basit dilekçelerimizi otomatik olarak oluşturabiliyoruz. Hatta, duruşma günlerini, son süreleri, yapmamız geren işleri hatırlatan ve çok yakında yapay zekayla çalışacak programlarımız da var artık.

Hukuk sitelerindeki mesleki tartışmalara katılıyor, bilmediğimiz bir konuda hiç tanımadığımız bir meslektaşımızdan yardım dahi alabiliyoruz. En güncel hukuk haberlerini ve resmi gazeteyi internetten takip edebiliyor, ödemelerimizi ve tahsilatlarımızı sanal banka şubelerinden halledebiliyoruz.

Avukatlar teknolojiden yararlanırken yargı teşkilatı da boş durmuyor. Artık dava kayıtları elektronik olarak hazırlanıp veritabanında saklanıyor. Çok yakın bir gelecekte dava dosyasını adliyeye gitmeden bilgisayarımızdan online olarak inceleyebileceğiz, belki daha da ileride büromuzda kahvemizi içerken başka bir şehirdeki duruşmaya tele konferans sistemiyle katılabileceğiz. Eğer hatırlarsanız, İstanbul 8.Ağır Ceza Mahkemesinde bir duruşmada tele konferans yöntemiyle Amerika’da bulunan bir sanık dinlenmişti. Nitekim yeni CMK, tele konferansla sanık dinlemeye ve elektronik tebligatla çağrı yapılmasına cevaz veriyor. Kimbilir Avukatlık Kanunu da avukatın tele konferansla duruşmaya katılmasına cevaz verecek. Neden olmasın?

Bizden yaşça büyük bazı üstadların itirazlarını duyar gibiyim: “İşimiz o zaman çok kolay değildi ama mesleğimiz de bu kadar etkisiz değildi.” Bu itiraza hak vermemek elde değil. Teknoloji tek başına bir işe yaramaz, biraz da etkili insan ve etkili meslek örgütü lazım değil mi?

Leave your comment

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.